Dişlerimizdeki hassasiyet, ağız içinde veya çevre dokularda bir sorun olduğunun işareti olabilir. Basit ya da ileri düzey bir diş çürüğümüz olabilir. Bazen diş çürükleri, dişlerin görünen yüzeylerinde yer alır; bazen ise dişlerin ara yüzlerinde bulunduğu için ağzımızı açtığımızda fark edilemez. Bu nedenle, bazen doktor kontrolüne ek olarak röntgen çekilmesi de gerekebilir.
Diş taşı veya diş eti hastalıklarına bağlı olarak diş eti çekilmesi meydana gelebilir. Diş etlerinin çekilmesiyle açığa çıkan diş kökü dokusu, aşınmalara karşı daha zayıf olduğu için; özellikle yanlış tekniklerle ve aşırı basınç uygulayarak diş fırçalandığında dişlerde aşınmalar oluşabilir ve bu durum hassasiyete yol açabilir.
Bir diğer neden ise diş sıkma veya diş gıcırdatma alışkanlığıdır. Diş sıkma ve gıcırdatma; dişlerin uç kısımlarında veya çiğneme yüzeylerinde, ayrıca sıkma sırasında oluşan gerilime bağlı olarak diş ile diş eti birleşim hattı olan, “boyun” bölgesinde aşınmalara neden olabilir. Bu aşınmalar hassasiyet oluşturabilir. Aslında diş sıkma veya gıcırdatma sonucunda dişlerdeki aşınmalar genellikle uzun yıllar sonra fark edilir.
Ancak aşınmalar gözle görülür hâle gelmeden önce hassasiyet başlayabilir. Bu nedenle, hassasiyetlerin aşınma başlamadan önce ortaya çıkması mümkündür. Bu durum, problemi erken fark edip büyümeden tedavi sürecine başlamak için bir fırsattır. Dolgu ve kaplama gibi tedavilerin zamanla bozulması, sızıntılara ve diş hassasiyetine neden olabilir.
Diş bakım alışkanlıklarımızı bir süre ihmal etmek ya da tam tersine dişleri fırçalarken aşırı sert davranmak da hassasiyet nedenleri arasındadır. Bu nedenle hassasiyet, birçok problemin erken evre göstergesi olabilir; ancak bazen dişlerimizde ciddi sorunlar olmasına rağmen hiçbir hassasiyet hissetmeyebiliriz. Bu yüzden 6–12 ayda bir düzenli hekim kontrolünü önermekteyiz.